Klasik Kariyer Günleri mi? Geçiniz…

Bugünlerde üzerinde fazlaca düşündüğüm konulardan biri kariyer günleri… Her yıl kendi sektöründe öncü şirketlerin üniversite üniversite gezerek ne kadar iyi bir işveren olduklarını,  kendi markalarının gücünü, sektördeki konumlarını, şirketlerinin kuruluş öykülerini, yeni mezunlara sundukları kariyer olanaklarını, kendinizi yıllar boyunca Alice Harikalar Diyarında gibi hissedeceğiniz çalışma hayatını (!) ballandıra ballandıra anlattıkları öğrencilerle buluşma günleri… Elbette farklı düşünen, bu etkinliklerde farklı bir şeyler yapmaya çalışan şirketler de vardır. Ancak genel itibariyle salon girişlerine kurulan bir stant, içeriğine şirket web sitelerinden rahatlıkla ulaşılabilecek 45-50 dakika süren bir sunum, görevi gereği orada bulunduğu her halinden belli olan bir şirket yetkilisi ya da insan kaynakları yöneticisi ve sunumların sonunda ayrılan soru-cevap bölümü klişelerinin dışına pek de çıkamayan kariyer günleri…
 
Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir üniversite etkinliğinde -ki kariyer günü etkinliği değildi- öğrenci arkadaşlarımızla kariyer günleri etkinlikleri ve bu etkinlikler hakkındaki düşünceleri üzerinden konuştuk. Ortak fikir aynı… Artık klişeleşmiş kariyer günü etkinlikleri hiç kimsenin ilgisini çekmiyor. Öğrenci arkadaşlarımız farklı bir ses, farklı dokunuş yakalama ihtiyacında olduklarını açıkça ifade ediyorlar. Şirketlerin tarihçelerini dinleyerek vakit kaybetmektense, mesleklerinde profesyonelleşmiş kişilerin mesleklerini nasıl seçtiklerini, mesleklerinde yaşadıkları zorlukları, mesleklerinin avantaj ve dezavantajlarının neler olduğunu birinci ağızdan ve samimi bir dille dinlemeyi tercih ediyorlar. Çok fazla çalışma yapılan bir iş için “evet bu işte çok fazla mesai yaparsınız” ya da ilk yıllarında az gelir elde edilen bir iş için “ evet bu işte ilk yıllarda az para kazanırsınız” cümlelerini duymayı bekliyorlar. Samimiyet ile yaratılan fayda, öğrenci arkadaşlarımız için her şeyden daha değerli…
 
Yıllar önce, Türkiye’nin en önde gelen şirketlerinden birinin insan kaynakları yöneticileri,  Türkiye’nin en önde gelen üniversitelerinden birinde yaptığı sunuma öğrencilerin katılımını arttırsınlar diye çok parlak (!) bir fikir buldular. Şirket insan kaynakları yöneticileri konuşmacı olarak davet ettikleri genel müdürlerine, katılımın az olması durumunda mahcup olmamak için çekilişle tablet bilgisayar dağıtılmasına karar vermişlerdi. Bu örneği arkadaşlarımıza anlattığımda komik bulanların yanında yakışıksız bulduklarını dile getirenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazlaydı. Bu örnek üzerinden yaptıkları yorumlar üniversitelerde seçeceği meslekler hakkında karar vermek üzere olan arkadaşlarımızın gerçek ihtiyaçlarının ne olduğu konusunda benim için ders niteliğindeydi.
 
Bugünün beklentileri göz önüne alındığında, geleceklerini belirleyecek meslek tercihlerini yaparken kendilerine fayda sağlayacak ufacık bir ipucu ya da meslek seçimlerinde kendilerine ilham verecek kısa bir deneyimi aktarmak yerine onları tavlanacak bir müşteri olarak görmek, şirketlerin ve şirketlerin işveren markası yönetiminden sorumlu insan kaynakları departmanları için en yapılmaması gereken hata olarak karşımızda duruyor.

Bu buluşmadan yaptığım çıkarımlara gelince…
 
Klişe bir kariyer günü etkinliği yerine yeni bir şey bul… Mesela “deneyim günleri”
 
Üniversite öğrencileri tavlanacak müşteriler değil, şirketinin geleceğidir… Bunu unutma!
 
Gerçek deneyimi paylaş imkânın varsa şirketinde gerçek bir deneyim yaşat!
 
Meslekleri anlatırken dürüst ve samimi ol. Sadece gerçeği anlat!
 
Klasik kariyer günleri mi? Geçiniz J
  Sevgi ve saygılarımla,