İnsan Kaynakları için altın anahtar: Pareto Prensibi

1848 doğumlu İtalyan İktisatçı Wilfredo Pareto’nun 1897 yılında gelir dağılımının eşit olmadığını göstermek amacıyla geliştirdiği bir formülün benzerinin 1907 yılında Amerikan iktisatçı M.C. Lorenz tarafından grafik olarak kullanılmasıyla “Pareto Prensibi” ya da daha çok bilinen adıyla “20/80 Kuralı” ortaya çıkmıştır.
 
İlk kez Dr J.M. Juran tarafından kalite kontrol alanında uygulanan hipotezin daha sonra hayattaki hemen hemen her alanda kullanılabileceği anlaşılmıştır. İşte bu noktada Wilfredo Pareto ile kendisinin yaşadığı yıllarda kavram olarak bile var olmayan insan kaynaklarının yolları kesişmektedir. Pareto’nun “bir toplumda gelirin %80’lik kısmının toplumdaki %20 lik bir gruba ait olduğu” hipotezinin temelinde yatan düşünce, bugün insan kaynakları profesyonelleri için altın bir anahtar niteliğindedir.
 
Bugün insan kaynakları departmanlarının sorumluluğundaki birçok problemin çözümünde ve sürecin iyileştirilmesinde Pareto Prensibi’nden hareketle çok daha kısa zamanda, çok daha etkin çözüm yolları bulunabilmektedir. Örnek vermek gerekirse; bir şirkette yaşanan problemlerinin %80’inin nedeni, tüm problem oluşturan nedenlerin %20’sinden meydana gelmektedir. Bir şirkette çalışan kişiler göz önüne alındığında, insan kaynakları departmanına iletilen şikâyetlerin %80’inin tüm şirket çalışanlarının %20’sini oluşturan bir grup ile ilgili olduğunu görebilirsiniz. Günlük operasyonlarımız içerisinde karşılaşılan hemen hemen  her problemin analizinde kullanılabilecek bu basit ama etkin yöntem, problemlerin en önemli nedeninin belirlenmesi, tüm nedenlerin ortaya konulması ile birlikte bu nedenlerin hangi önem derecesine sahip oldukları ve çözüm için hangi nedenlere ya da gruba odaklanılması gerektiği gibi birçok kritik bilgiyi bizlere sunmaktadır. Ayrıca Pareto analizi etkin bir performans değerlendirme sisteminde ölçüm ve ödüllendirme konularında da rahatlıkla kullanılabilir. Örneğin bir şirkette işletme için yaratılan katma değerin %80’i, çalışanların %20’lik bir grubu tarafından gerçekleştiriliyorsa bu grubu ödüllendirmek gerekmektedir.
 
İlk kez 1897 yılında bizlere sunulan ve doğru uygulanması durumunda etkin bir insan kaynakları yönetimi için çok faydalı olacağına inandığım Pareto Prensibi’nin sahibi Wilfredo Pareto’yu saygıyla anıyorum…

The Wisdom of Psychopaths ile başlamak…

İlk paylaşımımı blog ismimi belirlememde esin kaynağı olan bir kitaba; Prof.Dr. Kevin Dutton‘un yazdığı “The Wisdom of Psychopaths”a, Türkiye’ de yayınlanan ismiyle “Olağan Psikopatlar”a ayırdım.
 
The Wisdom of Psychopaths her ne kadar kapağında yer alan “ermişler, casuslar ve seri katillerden hayat dersleri” şeklinde bir mesajla okuyucusuna ulaşmaya çalışsa da, daha ilk sayfalardan itibaren hem kendinizle hem de çevrenizle ilgili ciddi uyarılar içerdiğini fark ediyorsunuz. Hemen aklınıza “Bir psikopatın ne gibi bir bilgeliği olabilir ki?” sorusunun geldiğini tahmin ediyorum. Buradaki bilgelik sözcüğünden Dr. Dutton’un ifadesiyle geride bırakılan yılların ve biriken hayat deneyimlerinin ortaya çıkardığı bir özellik anlamından çok, varlıklarının doğuştan gelen ve sözcüklerin anlatmakta zorlandığı bir işleyişi olarak algılanması gerektiğini anlıyorsunuz. Bu başlangıcın ardından sayfalar ilerledikçe Olağan Psikopatlar’ın derinliklerine inmeye başladığınız yolculuk sizi tedirgin etmeye başlıyor. Son yapılan araştırmalarda, birçok başarılı profesyonelin, cerrahların, avukatların, üst düzey yöneticilerin, gazetecilerin, politikacıların şiddet yanlısı ve suça meyilli olmamakla birlikte klinik tedavi gören psikopatlarla ne kadar benzer özelliklere sahip olduklarını fark ediyorsunuz. İçiniz ürperiyor ve başta kendiniz olmak üzere özellikle iş çevrenizde iletişim içerisinde olduğunuz ne kadar insan varsa analiz etmeye başlıyorsunuz. Kitabın en ilgi çekici, daha doğrusu okuyucuyu afallatan yanı ise her satırında kendinizi sorguluyor olmanız. Özellikle benim gibi geçmiş iş deneyimlerinde, size bir lütufmuş gibi aktarılan bir öğüdün Dr.Dutton’un klinik tedavi gören hastalarından birinin bakış açısıyla birebir örtüştüğünü görünce hayretler içinde kalıyorsunuz.
 
Kendine güven, soğukkanlılık, odaklılık gibi her insan kaynakları profesyonelinin işe alacağı adaylarda aradığı niteliklerin psikopatlarda öne çıkan özellikler olduğunu görünce başarılı aday kriterlerinizi sorgulamadan edemiyorsunuz…
 
The Wisdom of Psychopaths”ı okumam için bana öneren danışmanımız Sn. Hüseyin Adanalı’ya teşekkür etmekle birlikte her profesyonele; tedirgin edici olduğu kadar keyifli olan bu yolculuğa çıkmasını öneriyorum.
 
Belki de…